Java uygulaması kurulu değil.Java yuklemek icin chat applet

Derbide Ilk Düdük Çalındı

Şubat 21st, 2010 by dAtA

Beşiktaş:0 Galatasaray:0 (Maç devam ediyor)

Şampiyonluk yarışında kalmak için kazanmaktan başka çaresi olmayan Beşiktaş, 2010 yılının ilk derbisinde Madrid yorgunu lider Galatasaray‘ı ağırlıyor.

İLK DEVRE
1.dakika 2010 yılının ilk derbisinde ilk düdük çaldı. Karşılaşma Beşiktaşlı oyuncuların vuruşu ile başladı… Her iki takımada başarılar dileriz…
2.dakika İlk tehlikeli atak Beşiktaş‘tan… Uğur’un geri pasında Nobre araya girdi vuruşunda top Leo Franco‘da kaldı.

İŞTE İLK 11′LER

BEŞİKTAŞ
Rüştü-İbrahim Toraman-İbrahim Üzülmez-Ferrari-Sivok-Fink-Ernst-Holosko-Tello-Ekrem-Nobre

GALATASARAY
Leo Franco-Neill-Emre Güngör-Uğur-Hakan Balta-Barış-Mehmet Topal-Elano-Caner-Keita-Arda


Tutuklu albaydan şok iddia!

Şubat 21st, 2010 by dAtA

Tutuklu bulunduğu Erzurum Cezaevi’nde CHP’li vekillerle görüşen Albay Gençoğlu, Erzurum Savcısı Osman Şanal’ın sorgu sırasında “Merak etme Saldıray Berk Paşa’nı da, o savcı İlhan Cihaner’i de yakında yanına göndereceğim” dediğini anlattı.

Erzurum Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eskişehir Alay Komutanı Kıdemli Kurmay Albay Recep Gençoğlu, kendisini ziyaret eden CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve Erzincan Milletvekili Erol Tınaztepe’ye önemli iddialarda bulundu. Üzerinde mahkûm elbisesi bulunan ve milletvekilleriyle cezaevi müdürünün odasında görüşen
Gençoğlu’nun moralinin bozuk olduğu bildirildi.

EMNİYET DAMGASI

CHP heyetinin verdiği bilgiye göre, Albay Gençoğlu, yaklaşık 1 saat süren görüşmede, sorguda yaşananları anlattı. Gençoğlu, “Savcı Osman Şanal sorgu sırasında bana işaret parmağını kaldırarak ‘Merak etme seni burada yalnız bırakmayacağım. Saldıray Berk Paşa’nı da, o Savcı İlhan Cihaner’i de yakında yanına göndereceğim’ dedi. Yüzündeki kin ve nefreti o anda gördüm. Şimdi ordu komutanını tutuklayabilmek için gizli tanık bulmaya çalışıyorlar” iddiasında bulundu. Hakkındaki soruşturmanın omurgasını irtica ile mücadele eylem planının oluşturduğunu belirten Albay Gençoğlu, “Ben Erzincan’dan ayrıldıktan sonra dahi üzerime suç yüklemeye çalıştılar. Gölette bulunan mühimmatın kutularının üzerinde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazısı ve damgası vardı. Polisler bunu görür görmez gitti. Ancak bu da kayıt altına alındı. Bu belgeyi de saklıyorlar” dedi.

Kendisine Albay Dursun Çiçek ile ilgili sorular yöneltildiğini belirten Gençoğlu, “Çiçek’in 2007 yılında Erzincan’a geldiği iddia ediliyor. Onunla ne görüştünüz diye soruluyor. Biz cemaat soruşturması yaptık, istihbaratçı subaylar da aynısını yaptı. Bu yüzden hakkımızda bu soruşturma açıldı. Ben tutuklandıktan sonra Erzincan Valisi emniyet mensuplarına 7 maaş ikramiye vermiş” diye konuştu.


Cumhurbaşkanın gitmediği tek il!

Şubat 21st, 2010 by dAtA

Cumhurbaşkanın gitmediği tek il!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül milletvekilliği, bakanlık ve başbakanlık görevlerini üstlendiği sıralarda bile hiç gitmediği ile ilk kez gidecek.

Cumhurbaşkanı Gül’ün Sinop il ziyareti kendi açısından bir ilk anlamına da geliyor. 1991 yılında milletvekili olarak siyasete adım atan ve bakanlık, başbakanlık gibi görevler üstlenen Abdullah Gül‘ün yolu bugüne kadar hiç Sinop’a düşmedi. Gül, pazartesi günü böylece Türkiye‘de görmediği tek ili de ziyaret etmiş olacak.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, ilk olarak Sinop Valiliğini ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı ziyaretlerini gerçekleştirecek. Gül, Sinop Üniversitesi merkez laboratuvar ve ek dersliklerinin temel atma törenine katılacak ve eski Sinop Cezaevi’nde incelemelerde bulunduktan sonra Ankara’ya dönecek.


Bahçeli erken seçim istedi

Şubat 20th, 2010 by dAtA

Bahçeli erken seçim istedi

MHP lideri Devlet Bahçeli, yargı krizi için “Fetret devri emareleri görülmeye başlandı. Bu aşamada erken seçimden başka önerilecek yokl ve çözüm kalmadı” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter rejimlerde devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesinin, birbirinden farklı görev icra eden hükümet ile bu kuruluşların arasındaki ihtilafların çatışmaya dönüşmesinin tehlikeli bir durum” olduğunu ifade etti.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verdi: “Son dönemlerde yürütme ile yargı arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde gelişen gerginlikler yaşanmıştır. Devletin üç temel fonksiyonu olan yasama, yürütme ve yargının görev ve yetkilerinin dengelenmesi ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesi ülkemizin bekasında hayati önem taşımaktadır.Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter rejimlerde devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesi, birbirinden farklı görev icra eden hükümet ile bu kuruluşların arasındaki ihtilafların çatışmaya dönüşmesi tehlikeli bir durumdur.

Bu konuda, yasama ve yürütmenin yargıyı etki ve vesayet altına almaya çalışması ve görevine müdahalesi yanlıştır. Ancak yargının da yasama ve yürütmenin yetkilerini sorgulaması ve bu alana taşacak yorumlar getirmesi aynı derecede hatalı bir durumdur.Bu gerginliklerin ve cepheleşmelerin ülkemizi nereye sürükleyeceği ve sonuçlarının ne olacağı üzerinde, başta AKP hükümeti olmak üzere bütün anayasal kurumların çok dikkatli muhasebe yapmaları son derece hayati ve kaçınılmaz hale gelmiştir.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Erzurum’da süren bir soruşturma kapsamında Erzincan’da görevli bir savcının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla devam eden hukuki gelişmelere, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla idari müdahalede bulunulması önümüzdeki dönemde önemli siyasi ve hukuki sonuçlar doğuracak gelişmeleri başlatmıştır” dedi.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin birlik, beraberlik ve bütünlüğünün “farklılıklar ve kışkırtmalar ekseninde ağır tahribatlara maruz kaldığı bir dönemin” bütün sancılarını yaşamaya başladığını savundu.

“Beka düzeyindeki bu tehdidin” yanı sıra ve eş zamanlı olarak devletin işleyişi, anayasal düzenin devamlılığı ve demokratik rejimin geleceği üzerinde de son derece tehlikeli bir sürece girilmiş bulunduğunu iddia eden Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti: “Ağır sorunlarla boğuşan Türkiye’de özellikle son yıllar içinde yaşanan vahim gelişmelerin neden olduğu güvensizlik ve gerginlik ortamı, toplumda endişe ve kuşkuların artmasına yol açmıştır.

Gelişmeler ve gidişat, bu süreçte rol alan aktörlerin, ucuz siyasi hesaplarını gerçekleştirme adına yalnızca siyasetin değil devletin ve demokrasinin temellerini de sarsacak çalkantılara kapı aralamak istediklerini ortaya koymaktadır.

Özellikle devletin temel kurumları arasındaki gerilimin su yüzüne çıktığı son dönemde, yasama, yürütme ve yargı arasındaki çatışmalar ile üniversiteler, ordu, medya, emniyet gibi vazgeçilmez kurumların içinde ve aralarında yaşadığı gerginlikler artık tam bir kutuplaşmaya doğru yönelmiştir. Ülkemiz, hayatın her alanında yaşanan cepheleşmenin sancıları altında, bin yıllık kardeşliğinin sorgulandığı, mülkün temeli olan adalete olan güvenin sarsıldığı, kurumların kargaşaya sürüklendiği, siyasetin kirlendiği, halkının ise yoksullaştığı gelişmelerle tam bir fetret devrinin emarelerini göstermeye başlamıştır.

Sorunsuz ve skandalsız bir güne hasret kalan aziz milletimiz, hırs, menfaat, ikbal ve rövanş hesaplarının çekim alanından çıkamayanların yol açtığı sonu olmayan çekişmelerden dolayı huzursuz, bezgin ve yorgun düşmüştür. Bu yorgunluğun takatsiz bıraktığı toplumun, din, inanç ve etnik temel ile cumhuriyetin değerleri etrafında kamplara bölünmesinden sonra cepheleşme kamu kurumlarına da sirayet etmiştir. AKP iktidarının, tartışmalardan uzak tutulmaları gereken devlet organlarını birer birer karşısına alması ve buna da zemin oluşturup ortam hazırlaması çok tehlikeli bir sürece davetiye çıkarmıştır.”

-ERZURUM’DAKİ SORUŞTURMA-

Bahçeli, “Erzurum’da süren bir soruşturma kapsamında Erzincan’da görevli bir savcının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla devam eden hukuki gelişmelere, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla idari müdahalede bulunulmasının önümüzdeki dönemde önemli siyasi ve hukuki sonuçlar doğuracak gelişmeleri başlatmıştır” dedi.

Hukuken tartışmaya neden olan taraflar arasında haklılık ve yerindelik aramaksızın konuya bakıldığında bile herkese lazım olan adalet duygusunun, herkesin güvenmek ve inanmak durumunda olduğu hukuk devleti anlayışının ağır zarar göreceği ve güven kaybedeceğinin açık olduğu görüşünü aktaran Bahçeli, şöyle devam etti: “Bu gelişmeler, AKP zihniyetinin, devlet idaresi ile hükümet etme arasındaki farkı ayırt edemeyen özürlü siyaset algısının ve iktidarı kendinden olmayanlar üzerinde bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanmak zanneden ilkel bir yönetim arayışının sonucudur. Hükümet tarafından hukukun yıpratıldığı ve siyasileştiğine dair kopartılan fırtınanın yalnızca bir gurup hukuk adamının yetkilerinin alınmasına bağlanması ve konunun bu olaya indirgenmesi, geride kalan sürede yaşanan hukuki süreçlere müdahale niyetleriyle tutarsızdır.

Yakın zamanda PKK teröristlerini aklamak için düzmece mahkemelerle hukukun katledilmesine göz yumanların, ’avukatıyım-savcısıyım’ iddialarıyla devam eden davalara açık görüş beyan edenlerin adaletin siyasileştiğinden şikayetçi olmaları abesle iştigaldir. Son dönemlerde yürütme ile yargı arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde gelişen gerginlikler yaşanmıştır. Devletin üç temel fonksiyonu olan yasama, yürütme ve yargının görev ve yetkilerinin dengelenmesi ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesi ülkemizin bekasında hayati önem taşımaktadır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter rejimlerde devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesi, birbirinden farklı görev icra eden hükümet ile bu kuruluşların arasındaki ihtilafların çatışmaya dönüşmesi tehlikeli bir durumdur. Bu konuda, yasama ve yürütmenin yargıyı etki ve vesayet altına almaya çalışması ve görevine müdahalesi yanlıştır. Ancak yargının da yasama ve yürütmenin yetkilerini sorgulaması ve bu alana taşacak yorumlar getirmesi aynı derecede hatalı bir durumdur. Bu gerginliklerin ve cepheleşmelerin ülkemizi nereye sürükleyeceği ve sonuçlarının ne olacağı üzerinde, başta AKP hükümeti olmak üzere bütün anayasal kurumların çok dikkatli muhasebe yapmaları son derece hayati ve kaçınılmaz hale gelmiştir.”

-”7 K’LI TAHRİBAT ZİNCİRİ”-

Türkiye’de tıkanan toplumsal konuların açılması için anayasa değişikliklerine ihtiyaç bulunduğunu ve yargı reformunun da bu kapsamda olduğunu belirten Devlet Bahçeli, ancak üzerinde durulması gereken konunun değişikliklerin kimler tarafından yapılacağı ile zamanı ve ortamıyla ilgili olduğunu ifade etti.

“Bugün geldiğimiz noktada, çatışmaya kadar varan gerilimlerden kurtulmanın yolu olarak anayasanın değiştirilmesi teklifi, meşruiyetini kaybetmiş iktidar partisi, yönetemez hale gelmiş hükümet ve yıpranmış siyasetin, milletin hakemliğine yeniden başvurmadan, millet desteğini tazelemeden çözümleyeceği bir husus değildir” görüşünü savunan Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti: “Bu teklifi gündeme taşıyan Sayın Cumhurbaşkanı’nın maksadının Anayasa’nın 104. maddesinin makamına verdiği görev olan ’devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme’ sorumluluğundan kaçarak, hükümetin bu konudaki niyetlerine ön alma çabası ve refakat etme arayışı olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’nin tıkanmış sorunları ve çözüm inisiyatifi ’hukuka uyduramadık o halde hukuku uyduralım’ diyen bir zihniyetin liyakatsiz kadrolarının tercihine teslim edilemeyecek kadar önemli, ciddi ve hayatidir.

Partimiz toplumun ve devletin her yanını saran ve giderek derinleşen bu siyasi, sosyal, ahlaki ve ekonomik ’bunalım ve buhran’ halini ’kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga, ve karanlık’tan oluşan ’7-K’lı tahribat zinciri’ olarak tanımlamıştır. MHP, bugün bütün gerçeğiyle karşımıza çıkan bu tabloyu 26 Ocak 2010 tarihinde ’Devlet Krizi’ olarak adlandırmış ve Cumhurbaşkanı’nı o tarihte acilen göreve çağırmıştır.

Bu çağrımız, Anayasa uyarınca Milli Güvenlik Kurulu’nun olağanüstü toplamasını, kurulun yasal üyelerinin yanı sıra, görüşlerini almak üzere TBMM Başkanı’nın, yüksek yargı organlarının başkanlarının, emniyet ve istihbarat teşkilatının yöneticilerinin de toplantıya katılması yönündedir. Geçmişte koyduğumuz ’devlet krizi’ teşhisi ile yapılan tanımlar ve tekliflerin ne derece isabetli olduğu yaşanan son gelişmelerin ışığında daha iyi anlaşılmış ve kamuoyu tarafından kabul edilmiştir. Bu aşamada erken genel seçimden başka önerilecek hiçbir yol kalıcı ve köklü çözüm getirmeyecektir. Artık bu ağır sorunları ve gerilimi daha fazla taşıyamayacağı anlaşılan ülkemizde bunalımdan çıkış için tek çare bir an önce seçime gidilmesidir.”


Milletvekilinin kirlenen ayakkabısını sildiler

Şubat 19th, 2010 by dAtA
Milletvekilinin kirlenen ayakkabısını sildiler

Milletvekilinin kirlenen ayakkabısını sildiler

Fırat KESKİNKILIÇ/EDİRNE, (DHA)

AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak, kentte yapımı süren Adalet Sarayı’nın şantiyesini gezdi. Budak’ın çamurlanan kösele ayakkabısını şantiyenin temizlik görevlisi temizledi.

Milletvekili Necdet Budak, partililerle birlikte Meriç ve Tunca nehirlerinin taşması sonucu sular altında kalan işyerleri ile köyleri gezdi. Bu gezi sırasında ayakkabısı çamur içinde kalan Budak, daha sonra Edirne Adalet Sarayı’nın şantiye alanını Edirne Vali Vekili Ali Deniz Sürmen, Edirne Belediye Başkanı CHP‘li Hamdi Sedefçi, Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Selami Hatipoğlu ve inşaatın yapımını yüklenen firmanın yöneticileri ile gezdi.

Burada kısa süren sohbetin ardından Necdet Budak, Başsavcı Hatipoğlu ve firma yöneticisi, ayakkabılarını çıkartarak giydikleri çizme ile şantiye sahasını gezmeye başladı. Bu sırada firma yetkilisi, çalışanlara milletvekili Budak’ın çamurlanan ayakkabısını silmeleri talimatını verdi. Bunun üzerine ayakkabıyı alan görevli, şantiyenin temizlik işleri ile uğraşan kadının yanına ayakkabıyı getirdi. Görevli kadın, ıslak bezle çamurlu ayakkabıyı sildi ve şantiyenin girişindeki merdivenlerin üzerine bıraktı. Şantiye gezisini tamamlayan Budak, çamurlanan ayakkabısının silindiğini görünce firma görevlilerine teşükker etti. Daha sonra Budak ve partililer şantiyeden ayrıldı.

Geçen yıl 5 Aralık’ta temeli atılan ve 19 milyon 950 bin liraya mal olması beklenen Edirne Adalet Sarayı’nın 26 Ağustos 2011 tarihinde faaliyete geçmesi planlanıyor.


128 GB kapasiteli Kingston SSDNow V+ inceleme altında

Şubat 19th, 2010 by dAtA

Kingston’ın SSDNow V+ serisi yurtdışında piyasaya çıktı. bit-tech.net sitesi bu yeni sürücüyü ve Toshiba markalı kontrolörünü incelemeye tabi tutmuş. Yeni silikonda Windows 7 için TRIM desteği sunuluyor. Bu sayede performansın düşmesine dair endişeler gideriliyor. 128 MB’lık dahili ön bellek sayesinde de rastgele yazma ve okuma performansı alt edilmiş oluyor.

İncelemeye göre Toshiba’nın kontrolörü işini iyi bir şekilde yapıyor. TRIM ile silinmiş dosyalar performans üzerinde büyük bir etki yapmıyor. Ancak 1 TB miktarındaki yazma ve silme işleminden sonra birazcık performans azalmasını olduğu belirtiliyor. Sözü edilen ön belleğin rastgele giriş/çıkış performansı üzerinde pek etkili olmadığı söyleniyor. Genel olarak Kingston’ın bu sürücüsü benchmark testlerinde baskın bir karakter sergilemiyor. Eğer başka bir SSD tercih ederseniz, Kingston’ın SSDNow V+ serisine yönelmediğiniz için hayıflanmanıza gerek yok.


Pentium 4 modern işlemcilerle karşı karşıya

Şubat 19th, 2010 by dAtA

Masaüstü bilgisayar bileşenlerinin incelenmesi sırasında düşülen bir hata, en son donanım bileşenlerinin bir önceki nesil ürünlerle karşılaştırılması. Herkes nesiller arasında kaydedilen gelişmeleri bilmek ister, ancak bununla birlikte insanlar birkaç sene önce aldıkları bilgisayarlarının içindeki donanımlarla 2010′un en yeni ürünleri arasındaki farkları da bilmek ister.

TechReport sitesi böyle bir isteği bulunan kullanıcılara bir güzellik yapıyor. Site 3.8 GHz hızındaki Pentium 4 670 işlemcisini, Intel Core i3-530 ve dört çekirdekli AMD Athlon II X4 635 işlemcileriyle karşılaştırmış. Doğal olarak Pentium işlemciyle karşılaştırılan Intel ve AMD işlemcileri hem üst sınıf Core i7 ve Phenom işlemcilerde bulunan güncel parçaları içeriyor, hem de 1-2 sene önceki Core 2 Quad Q6600′den izler de taşıyor. Böylelikle 90 nm Prescott ve 32 nm’lik genç takipçileri arasındaki boşluk köprülenmiş oluyor. TechReport’un incelemesi gerçekten ilgi çekici. İlgilenenler yazının devamındaki bağlantıdan bu incelemeye ulaşabilirler.


General Mobile’ın Android’lisi Touch Stone Mobil Dünya Kongresi’nde görücüye çıktı

Şubat 19th, 2010 by dAtA

Çift SIM kartlı Android işletim sistemli telefon DSTL1′in üreticisi olan General Mobile’ın telefonları orjinallikle çakmalığı uygun bir oranda harmanlayarak sunuyor. Şirket yine bu hünerini konuşturuyor. HTC’nin şimdiye kadar gerçekleştirmekte başarılı olamadığı bir işi General Mobile başardı: Android’le çalışan bir HD2…

“Touch Stone” olarak adlandırılan bu cihaz HD2′nin birçok özelliğini bünyesi altında bulunduruyor. 5 megapiksellik kamera, 4.3 inç’lik kapasitif WVGA ekran, her Çin malı telefonda olduğu gibi analog TV alıcısı General Mobile Touch Stone’un özellikleri arasında. Android 2.0 ile çalışan cihazı ARM9 tabanlı PXA935 çekirdeği güçlendiriyor. Mobil Dünya Kongresi’nde ortaya çıkan bu cihaz henüz piyasaya sunulmuş değil. İlgilenenler için Touch Stone ile birlikte şirketin diğer modelleri olan Cosmos ve Cosmos 2′nin fotoğrafları yazının devamındaki galeride yer alıyor.


Nokia Snapdragon ve Symbian’ı bir cihazda buluşturacak

Şubat 19th, 2010 by dAtA

Geçtiğimiz sene Ekim ayında Nokia’nın gözünün hızlı ve giderek popüler hâle gelen Snapdragon işlemcisinde olduğuna dair haberler çıkmıştı.

Bugüne dönelim… Snapdragon işlemcilerinin üreticisi olan Qualcomm şirketinin CEO’su Paul Jacobs’ın bir röportajda verdiği beyanata göre Nokia’nın Snapdragon işlemcili ve Symbian işletim sistemiyle (S^3 olabilir mi?) çalışan yeni bir akıllı telefon modeli yoldaymış. 2010 yılı içinde çıkması beklenen bu telefonla ilgili ortalıkta henüz bir detay bulunmuyor. Şu an için yapabileceğimiz tek şey birşey çıkmasını beklemek.


Windows Mobile 6.5 Windows Phone Classic adını mı alacak?

Şubat 19th, 2010 by dAtA

Microsoft “Windows Phone 7 Series” ve “Windows Mobile 6.x” markalarını bir arada yaşatmak istiyor. 7 Series’in çıkışıyla birlikte çekiciliğini kaybettiğini düşündüğümüz Windows Mobile 6.5.3 yüklü telefonlar görmeye devam edeceğiz. Ancak, I Started Something sitesi ilginç bir iddia ortaya attı. Siteye göre Windows Mobile 6.5.3′ün ismi değişecek.

Bugünlerde yeni çıkan Windows Mobile işletim sistemli telefonlarda görmeye alıştığımız 6.5.3 sürümü Windows Phone Classic olarak adlandırılacakmış. Aslında bu isim değişikliği 7 Series cihazlarının piyasaya çıkışına kadar birşey ifade etmeyecek, ne de olsa üstüne yeni birşey konduğunu görmediğimiz birşeye klasik dememiz saçma olur. Microsoft’un bu politikası sizi Windows Mobile 6.5.3′ten soğutmasın. Ne de olsa, HTC ve Samsung gibi üreticiler cihazlarının üstüne Sense ve TouchWiz gibi güzel görünümlü, Microsoft’un yeni arayüzünü aratmayacak nitelikte arayüzler giydiriyor.


« Previous Entries

mIRC indir

  • Türkçe mIRC 6.4
  • Türkçe mIRC 6.3
  • Türkçe mIRC 6.2
  • Türkçe mIRC 6.17
  • Türkçe mIRC indir
  • Türkçe Sohbet Programı
  • mIRCTurk Script
  • Kelebek Script
  • Sponsors

    Son 20 Konu